Trabzonspor Kadın Futbol takımının Avusturyalı kalecisi Andrea Gurtner: Ben, yüzde 100 performansımı yalnızca çok iyi hissettiğimde, her şey çok yolunda gittiğinde gösterebiliyorum, Trabzonspor’da bu anlamda mükemmel uyum içerisindeyiz.
Biraz kendinden bahseder misin? Buraya gelene kadar nasıl bir süreç yaşadın?
Futbola olan tutkum, daha küçük yaşlarda başladı. Çocukluğumdan itibaren futbol, hayatımın en önemli parçalarından biri oldu. Bu tutku, beni sürekli olarak sahada daha iyi olmak için çalışmaya itti. 2004 yılında futbol kariyerime resmî olarak adım attım ve o günden beri bu yolda ilerlemek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Altyapıda geçirdiğim yıllar boyunca sadece futbolun teknik yönlerini değil, aynı zamanda takım ruhunu, disiplinli çalışmayı ve sabır göstermenin önemini öğrendim. Bu deneyimler, bana profesyonel futbol hayatımda da rehberlik etti. Yıllar süren çaba ve emeğin ardından, 2021 yılında hayatımdaki dönüm noktalarından biri gerçekleşti. İspanya’nın köklü kulüplerinden biri olan UD Tenerife ile ilk profesyonel sözleşmemi imzaladım. Bu benim için hayallerimin gerçekleştiği anlardan biriydi. İspanya’da futbol oynamak hem profesyonel anlamda hem de kişisel olarak beni geliştirdi. Sözleşmemin sona erdiği 2023 yılında kariyerimde yeni bir sayfa açma fırsatı doğdu. Önce Avusturya Ligi'nde mücadele eden LASK kulübüne, aynı yılın ilerleyen dönemlerinde de, Yunanistan ekibi OFİ Girit’e transfer oldum. 2023 yılı benim için oldukça hareketli geçti ve bu yoğun yılın sonunda, hayatımdaki en önemli kararlardan birini aldım. Trabzonspor’dan gelen değerli teklifi büyük bir mutlulukla kabul ederek, kariyerime bu büyük camiada devam etmeye karar verdim.
Trabzonspor’a gelmeye nasıl karar verdin? Buraya gelirken ailenizin tepkisi nasıl oldu?
Trabzonspor’a gelmeden önce menajerim bana kulübü, tarihini, tesisleri ve ligin kalitesini anlattı. Bu profesyonel ligde yer almak istedim ve gelmeye karar verdim. Bu kararımda ailemin tepkisi oldukça olumluydu. Önce buraya tatile geldiler ve çok beğendiler. Kararımda beni çok desteklediler ve benim adıma çok mutlu oldular. Türkiye’nin en köklü ve başarılı kulüplerinden biri olan Trabzonspor’da forma giymek, benim için büyük bir gurur kaynağı. Bu takımda hem kendi adıma hem de takımım adına önemli başarılara imza atmayı hedefliyorum.
Hayatta asla yapmam dediğiniz bir şey var mı?
Hayatta ‘asla’larım yok çünkü her şeye karşı çok açık görüşlü bir yapıya sahibim. Karar verirken düşünür, olumlu olumsuz taraflarına bakarak yol alırım.
Hayatta hiç ‘’kırılma anım’’ dediğiniz bir olay var mı
17 yaşında ilk kez milli takıma çağrılmam hayatımdaki unutulmaz anlardan biriydi. Henüz genç bir futbolcu olarak ülkemi temsil etme şansı yakalamak, bana büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı oldu. Bir diğer dönüm noktam ise İspanya’da ilk kez profesyonel bir şekilde futbol oynamamdı. Ve Trabzonspor’a gelmem elbette ki hayattaki önemli kırılma noktalarımdan birini oluşturmakta.
Trabzon’da olmak size nasıl hissettiriyor, neler yapıyorsun futbol dışında?
Trabzon’u, Trabzon’un meydanını ve insanları çok seviyorum. Şehirde çoğunlukla hava güzel oluyor. Bu havaları değerlendirip deniz kenarında yürüyüşler yapmayı ve kahve içmeyi çok seviyorum.
Kariyer hayatınızda sizi etkileyen dizi film ya da kitap var mı?
Benim için bir motivasyon kaynağı olduğu için kesinlikle Die Wilden Kerle! Bu film serisi, bir grup erkek ve bir kızın futbol oynamasını anlatmakta. Filmin başında erkek oyuncular, kız oyuncudan pek hoşlanmıyorlar ancak filmin sonlarına doğru kız, futbol oynamaya başlıyor ve onun başarılarını görüyoruz. Filmi izlerken inanılmaz keyif almamın dışında kariyerim için bana motivasyon kaynağı oldu.
Kendini dışarıdan izliyor olsaydın, kendine vereceğin tavsiye ne olurdu?
Sanırım kendimi dışarıdan izlesem, bazı durumlarda daha sakin olmam gerektiği ve her zaman tepki vermek zorunda olmadığım yönünde tavsiyede bulunurdum. Çalışma ve yetenek konusunda bir ayrım yapmam mümkün değil çünkü ikisi birbirini destekleyen şeyler bu nedenle, yüzde 80 çok çalışmak, yüzde 20 yetenek diyebilirim.
Trabzonspor’daki ilk maçınızda hissettikleriniz nelerdi? Saha içinde o anı nasıl yaşadınız?
Trabzonspor’daki ilk maçım çok iyiydi. Evimizde oynadığımız bir maçtı. Birçok taraftarımız maçı izlemeye gelmişti. Kocaman ve sevecen bir merhabayla karşılanmıştık. Bu maçtan sonra, diğer maçlarda oynamayı heyecanla bekledim diyebilirim.
Kariyer hayatınızdaki en gurur verici anınızdan bahseder misiniz?
Asla unutmayacağım bir andı; 16-17 yaşındayken liseler arası yarışmada, Prag’da Fransa’yla oynadığımız maçta Dünya Kupası’nı kazanmaktı.
Keşkeler sizin için önemli midir? Yoksa hayatın bir parçası olarak mı görüyorsunuz?
Benim için ‘keşke’ler, hayat yolculuğumuzda dersler çıkarmamıza ve gelişmemize yardımcı olan önemli duraklardır. Onları bir pişmanlık kaynağı yerine, gelecekte daha iyi adımlar atmamızı sağlayan değerli deneyimler olarak görüyorum. Bu yüzden ‘keşke’leri hayatın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyorum.
Futbolda oluşan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri hakkındaki ne düşünüyorsunuz? Bu bakış açısının kırılması ve kadın futbolunun hak ettiği değeri görmesi için sizce neler yapılmalı?
Kadın futbolu gelişme ve ilerleme sürecinde. Tam anlamıyla görünür olması ve gelişmesi için daha çok zamana ihtiyacı var. Hem dünya hem Türkiye için söyleyebilirim ki, küçük kızlara daha erken yaşta futbol oynama şansı verilmesi, kadın futbolunun gelişimi açısından çok önemli. Ayrıca gelişmemiz için tabii ki taraftardan daha fazla destek almaya ihtiyacımız var.
Takım içindeki ilişkilerinizden bahseder misiniz? Birlikte nasıl bir dayanışma içindesiniz ve bu bağlar sahadaki performansınıza nasıl yansıyor?
Teknik heyet ve oyuncular arasında, aynı zamanda oyuncuların kendi aralarında bir harmoni oluşturmaları oldukça önemlidir. Ben, yüzde 100 performansımı yalnızca çok iyi hissettiğimde, her şey çok yolunda gittiğinde gösterebiliyorum. Bizim bir aile gibi olmamız, birbirimize her konuda yardımcı olmamız performansımızın artmasını destekliyor. Trabzonspor’da bunu yakaladık, şu anda bu anlamda mükemmel bir uyum içindeyiz.
Bir hedef belirlediğinizde, onu başarmak için nasıl bir yaklaşım sergilersiniz?
Hayatımda hedef belirlerken, genel itibariyle hedeflerimin realist olmasına dikkat ederim. Realist olmak beni hedeflerime daha çok yaklaştırır. Hedef belirledikten sonra da bunu gerçekleştirmek için elimden gelen her şeyi yaparım.
Günün birinde spordan uzaklaştığınızda hangi hayalinizi gerçekleştirmek istersiniz?
Futbol kariyerimi tamamladıktan sonra, kaleci antrenör ya da öğretmen olmayı düşünüyorum. Şu an için, bu hayalleri Avusturya’da mı yoksa başka bir ülkede mi gerçekleştireceğimi kestiremiyorum ama sağlıklı olmak en büyük isteğim. Benim için en büyük hayal, anda kalmak diyebilirim.