Mazideki Trabzon’u aramaya devam ettiğimiz yazı dizimizde 1936 tarihli bir gazete ilanı dikkatimizi çekiyor.  “Acele Satılık Hane” başlıklı ilan aynen şöyle;

“İskenderpaşa-Frenkhisar Mahallesinde Kandilkaya Sokağında, üç katlı, denize karşı Yoroz’a kadar fevkalade nezareti (manzaraya) haiz, dört oda bir mutfak, bir ahır ve bahçeyi muhtevi numaralı hane acele satılıktır. Görmek ve almak isteyenler Semerciler’de göncü mütekait Yüzbaşı Bay İhsan’a müracaat etmelidir.”

Şimdi neresini yazalım; Bir kere Frenkhisar Mahallesi artık yok. Çünkü daha önce de değişik defalar belirtildiği üzere 1939 senesinde Frenkhisar ve Tuzlu Çeşme Mahalleleri birleştirilmiş ve İskenderpaşa adı verilmiştir. Hisar dedikleri bugünkü Kalepark, yani eskilerin Güzelhisar’ı. Frenk ise bu bir döneme kadar mahallede yaşayan gayrimüslim nüfusa izafeten verildiği belli olan bir isim. Hatta bazı seyahatnamelerde Meydan’a Frenk Meydanı denildiğini de biliyoruz. Nitekim Santa Maria Katolik Kilisesi halen bu mahallede ve aktif olarak faaliyettedir.

Kandilkaya Sokağını ise arasan bulamazsın, çünkü bu isim değiştirilmiştir. Üzerinde kandil (fener) yanan bu kayayı merak ettik. Sorduk, soruşturduk ancak Zafer Duran hariç hatırlayan olmadı.  Zafer Duran enteresan bir isim. Aslında o bir avukat. Ancak Trabzon tarihi söz konusu olduğunda çok insanı cebinden çıkaracak detay bilgilere sahip. Duran’ın söylediğine göre bir zamanlar Gazipaşa Caddesinin deniz tarafında en öndeki kayaya, kayıkların buradaki limana girişini kolaylaştırmak için bir fener takılırmış. Muhtemelen Kandilkaya Sokağı da ismini bundan almış olmalı. Ancak Trabzon’da karayolu sürekli deniz doldurularak yapıldığı için Ganita’daki Tombul Kaya hariç hepsi toprak altında kalmıştır.

Gazete ilanında bahsedilen bu müstakil bahçeli,denize nazır, ta Yoroz’a kadar manzarası olanTrabzon evinin halen ayakta olduğunu zannetmiyoruz. Zira kültür değişip geleneksel mimarimiz bir bir yok olduğu için çoktan yıkılmış yerine çok katlı bir apartman yapılmıştır diye düşünüyoruz.

Bir zamanlar Kemerkaya sahili ve Güzelhisar

SEMERCİLER YOKUŞU

1936 senesi gazete ilanında belirtilen Semerciler neyse ki cadde olarak halen Trabzon’un hafızasında halâyerini korumaktadır. Ancak Semerciler Caddesinden ziyade Semerciler Yokuşu olarak bilinmektedir. Zira cadde bugün trafiğe kapalıdır. Burası evveliyatından bu yana Trabzon çarşılarının en işlek yeridir. Birinci Dünya savaşından önce o günün ihtiyaçlarına uygun nakliye vasıtası, deve kervanları ve katırcı kafilesi olduğundan zaman zaman hanlarda konaklayan bin bir deveci ve Erzurum-Erzincan yolunun daimi müşterisi olan katırcılar, ticaret merkezi sayılan Semerciler’de ip ve urgan üzerine geniş ölçüde iş yapmakta idi.

Bu gün doğal olarak ne ip vardır ne urgan, ne deve vardır nede katır. Dolayısı ile semerci esnafı da yerini hazır giyim mağazalarına bırakmış durumdadır. Bir de ilan da bahsedilen “göncü” kelimesi bugün neredeyse kimsenin bilmediği bir terim olmuştur. Ham ya da işlenmiş derici esnafına göncü denildiği artık sadece sözlüklerde yerini bulmaktadır. Trabzon için dericilik sektörünün bir zamanların en önemli iş kollarından biri olduğunu hatırlatalım. Zira işkollarının Trabzon’da mahalle ismi olduğu iki örnek vardır. Birisi Çömlekçi, diğeri Tabakhanedir.

Semerciler Yokuşu (1940)

1936 SENESİNDE TRABZON’DA NE DEĞİŞTİ?

2021 senesinin Nisan ayında başlayan yazı dizimizde yaklaşık bir buçuk yıl Trabzon Büyükşehir Belediyesinin eski meclis arşivinin penceresinden bu şehre bakmış ve Trabzon’un sağlığından, sporuna, kültüründen, içme suyuna, imar planlarına kadar bir dizi kentsel gelişmeye başlıklar açmıştık. Şimdi o “Arşivdeki Trabzon” ismi ile kitap olma yolunda…

Son beş aydır ise dönemin yerel basınına ait arşivden Trabzon’a bakmaya ve şehirdeki değişimleri anlamaya çalışıyoruz. Malum, bir şehrin yerel basını o şehrin en önemli şahitleri olmak durumundadır. Bu anlamda mazideki Trabzon’u aradığımız yerel basının küflü sayfalarında 1934 senesinden 1937 senesine kadar geldik.

Acaba o yıllarda Trabzon’da hangi değişiklikler oldu, diye düşünürken 1937 senesinin ilk ayında Trabzon yerel basınında yakaladığımız bir yazı merakımızı gideriyor. Bakalım 1936 senesi içerisindeki bir yıllık dönemde Trabzon’da kentleşme adına neler olmuş?

Gazetenin yaptığı tespite göre Türkiye’nin her tarafındaki şehirler ileri hareketlerine devam ederken Trabzon’daki bir sene içerisinde “göğsümüzü kabartacak önemli bir ize rastlanılamadığı” belirtilmiştir. Yani son bir sene de Trabzon yerinde saymıştır.

Gazetenin tespitine göre 1936 senesinde Trabzon’un en kuvvetli hatırası kadınların sokağa çıkarken giydikleri çarşafların kaldırılmış olmasıdır. Trabzon’da çarşaf ve peçenin kaldırılması öyküsünü daha önce detaylı incelediğimiz için şu kadarını söyleyelim. Trabzon kadınları çarşaftan mantoya geçtiklerinde bir alışma devresi geçirmiştir. Dönemin gazetelerinden öğrendiğimize göre kadınlar daha çok geceleri dışarıya çıkmış ya da yağmur yağmadığı halde şemsiye ile yüzünü kapatmaya çalışmıştır.

Bunun dışında 1936 senesinde Trabzon’daki tek yatırımın Moloz’daki betonarme belediye iskelesi olduğunu öğreniyoruz. Bu iskele epey bir zaman hizmet görmüş, ancak 1966 yılına gelindiğinde kullanılmaz hale gelmiştir. Trabzon’da ilk büyük deniz dolgusunun da Moloz mevkiinde planlandığı ve hayata geçirildiği için 1970 yılından sonra Moloz iskelesi dolgu altında kalmıştır.

1936 yılında Trabzon’da ki bir yenilik de Şehir Kulübünün ve Akşam Kız Sanat Okulunun açılmış olmasıdır. Bir de Trabzon hastanesinin ikmal ve ıslahı hakkında karar alındığı belirtiliyor. Hepsi bukadar.

Moloz İskelesi

SOKAK FUTBOLU

Trabzon’un bir spor kenti olduğu herkesin üzerinde ittifak edebileceği bir konu olduğunu söyleyelim. Fakat spor denilince bütün spor dallarını kast etmediğimiz de malumdur. O zaman şöyle düzeltelim; Trabzon bir futbol kentidir. Bu şehirde futbol öyle bir sevda olmuştur ki, bir dönem cadde ve sokaklar bile futbol sahası olmuştur. İki taş sokağın bir ucuna, iki taş diğer ucuna kale niyetine konuldu mu, gelsin maçlar…

Ancak 1936 tarihinde bu iş şehirde rahatsızlığa neden olmuş olacak ki gazetede konu gündem yapılmıştır. Başlık; “Caddelerde futbol oynanır mı?”Devamı şöyle; “Hiçbir yerde görülmeyen bu iş; caddelerde çocuklar takım takım top oynuyor. Geleni geçeni rahatsız hatta tehdit ediyorlar. Zaten dar olan caddelerde bu surette ulaşım bir kat daha çetinleşmiş oluyor. Caddeler insanların yürümesi, nakil vasıtalarının bir disiplin halinde gelip geçmesi içindir. Çocukların çelik çomak oynaması için değil. Hem çirkin hem de tehlikeli olan bu hali, kimler men edecekse etmelidir.”

O yıllarda Trabzon’da çocuk olmak bugüne göre zor muydu bilmiyoruz. Zira koca şehirde çocukların oyun oynayacağı bir çocuk parkı veya spor sahası mevcut değildi. Cadde ve sokaklar, boş arsalar çocukların bir numaralı oyun alanları idi. Bizim yaş kuşağımızın da çocukluğu oralarda geçmedi mi? Ama bugünkü Z kuşağına göre daha mutlu ve sosyal olduğumuz kesin.

Kabak Meydanında futbol maçı seyreden Trabzonlular.

TRABZON TARİHİNİ YAZACAK KİM VAR?

Başlık bize ait değil. 1937 tarihli Yeniyol Gazetesinin manşetlerinden biri bu şekildedir. Trabzon’un önemli kalem erbaplarından gazeteci Cevdet Alap o yıllarda Trabzon tarihi yazımını dert edinmiştir. Alap, yazısında Trabzon’un kuruluşundan günümüze kadar geçen bütün olay ve hadiseleri bir hikâye tadında anlatacak bir tarih kitabı görmeden, okumadan öleceğinden hayıflanmaktadır. Hatta “bırakın uzağa gitmeyi Fatih’ten sonrasını veya Meşruiyetten sonrasını ve daha olmazsa Cumhuriyetten sonrasını anlatacak bir tarihçiyi ve bir tarih kitabı görmeden ölürse ona da vahlanacağını” söyler.

Trabzon’un tarihini yazmak 1937 senesine kadar kimsenin aklına gelmemiş miydi? Kaynaklar 1877 yılında Trabzonlu bir tarihçi olan Şakir Şevket’in yazdığı Trabzon Tarihi adlı eserin ilk Türkçe yazılan şehir tarihi olduğunu vurgular.Ancak çok ilginçtir Trabzon Tarihi ilk olarak Şakir Şevket’ten 50 yıl önce Alman Fallmerayer tarafından yazılmıştır. Her şeyde geç kalan Osmanlı Devleti Tarih yazımında da batının gerisine düşmüş durumdaydı.

Cevdet Alap’ın çağrısı karşılık bulmamış olacak ki Şakir Şevket’in Trabzon Tarihi 1946 senesinde Halkevinin yayın organı olan İnan dergisinde yazı dizisi olarak ele alınmış ve tefrika edilmiştir.

Trabzon Büyükşehir Belediyesinin eski meclis arşivinde ise Trabzon tarih yazımı ile ilgili tek bir cümle ile karşılaşıyoruz;O da 1942 senesinde belediyeye dilekçe ile başvuran Trabzon Kız Ortaokul Müdürü M. Kemal Yanbey’in, tarihi eserlerin muhafazası için bir müze kurulmasını önermesi üzerine, dönemin Belediye Başkanı Muammer Yarımbıyık’ın, belediyeye teklifte bulunan zatın Trabzon tarihini yazdığını söylemesidir.Hepsi bu kadar. Literatürü taradığımızda Yanbey’in Trabzon tarihi ile ilgili bazı dergilerde yazı dizisi olduğunu ve 1952 senesinde Trabzon’un Fethi ile ilgili bir kitabına rastlıyoruz.

Bugünkü okuyucu Cevdet Alap’tan daha şanslıdır. Zira artık Trabzon tarihi ile ilgili büyük bir külliyat oluşmuş durumdadır. Hepsini sayamayız ama aklımıza bir çırpıda gelen isimleri saymadan geçmeyelim; Neredeyse ömrünün kırk senesini Trabzon tarihine adayan hocaların hocası Veysel Usta’yı, Hikmet Öksüz’ü, Kenan İnan’ı, Haşim Karpuz’u ve Murat Küçükuğurlu’dan, Muzaffer Başkaya’ya, M Akif Bal’a, İsmail Köse’ye kadar daha nice bilim insanlarını,  Sadece Trabzon kitapları basan Serander Yayınlarını, Karadeniz İncelemeleri Dergisininasıl saymayalım. Şuanda aramızda olmayan Mahmut Goloğlu ve Hüseyin Albayrak’ı da unutmuyoruz. İsimlerini sayamadığımız diğer zevatı muhteremden özür diliyerek, hepsine minnet borçlu olduğumuzu söyleyerek bitiriyoruz.

Fatih Erol

Editör: TE Bilisim