TFF, MHK, hakemler, kulüp başkanları, yöneticiler, teknik adamlar, menajerler, fanatikler ve hatta bazı gazeteciler, kendi çıkarlarını ön planda tutarak işlerini yürütürler.
Bu ortamda, herkesin elinde birer nalıncı keseri vardır ve sürekli kendilerine göre şekillendirirler. Kendi çıkarlarını öne çıkaran bu aktörler, genellikle doğru olanı değil, kendi çıkarlarına uygun olanı savunurlar.
Ancak, işler tersine döndüğünde, herkes birdenbire doğruluk timsali olur ve centilmenlik abidesi gibi davranır. Ancak asıl önemli olan, haksızlıkların, dolapların ve suçların açığa çıkmasıdır.
Futbol camiası, Sezen Aksu'nun şarkısında da belirttiği gibi, asla masum değildir. Herkesin, farklı ölçülerde suçluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu suçlar genellikle ortaya çıkmadan önce sessizce işlenir ve kamuoyuna yansımaz.
Sonuç olarak, Türk futbolunda yaşanan rezilliklerin temelinde, çıkar odaklı yaklaşımların ve doğru olanın değil, kendi çıkarlarına uygun olanın savunulmasının yattığı söylenebilir.