İstanbul’da kira fiyatlarındaki astronomik artış barınma krizini derinleştiriyor. Son beş yılda konut kiralarında yüzde 600’e varan artış yaşanırken, merkezi ilçelerde kiralık ev fiyatları rekor seviyelere ulaştı.
İstanbul’da Kiralar Uçtu!
2020’de 8-10 bin TL seviyelerinde olan Beşiktaş’taki kira bedelleri, 2025 itibarıyla 60 bin TL’yi aştı. Benzer şekilde Kadıköy ve Şişli’de de kiralar 50 bin TL’nin üzerine çıkarken, Sarıyer 64 bin 266 TL ortalama kira bedeliyle İstanbul’un en pahalı ilçesi oldu.
Gayrimenkul analiz platformu Endeksa tarafından paylaşılan verilere göre:
Sarıyer: 64.266 TL
Beşiktaş: 59.283 TL
Kadıköy: 52.745 TL
Şişli: 35.000 TL
Esenyurt, Arnavutköy ve Esenler: 16-18 bin TL
Özellikle Beşiktaş ve Kadıköy’de 2020’de 6-8 bin TL arasında değişen kiralar, şu an 50 bin TL’nin üzerine çıkmış durumda.
Emlak Uzmanları Uyarıyor: Denetim Şart!
Emlak Uzmanı Emre Kulcanay, son beş yılda yaşanan kira artışlarının özellikle merkezi semtlerde dar gelirli vatandaşlar için barınma krizine dönüştüğünü belirtti. 2020-2023 yılları arasında kira fiyatlarının yüzde 150’nin üzerinde arttığını, 2023-2025 yılları arasında ise bu artışın yüzde 200’ü geçtiğini söyledi.
Kulcanay, kira fiyatlarının yükselmesinde yüksek enflasyon, döviz kurundaki dalgalanmalar ve konut arzındaki yetersizliğin büyük rol oynadığını vurguladı. Kira denetim mekanizmalarının devreye alınması ve sosyal konut projelerinin hızlandırılması gerektiğini ifade etti.
Kira Artışı Devam Edecek mi?
Uzmanlar, kira fiyatlarının önümüzdeki dönemde de artmaya devam edeceğini öngörüyor. Levent, Etiler, Ortaköy, Moda, Bağdat Caddesi ve Nişantaşı gibi bölgelerde kiraların zirve seviyelerde kalması beklenirken, Beyoğlu, Üsküdar, Fatih ve Bakırköy gibi ilçelerde de yükselişin süreceği belirtiliyor.
Yetkililere Çağrı: Acil Önlem Alınmalı!
İstanbul’da 16 milyon insanı etkileyen barınma sorunu, kalıcı bir çözüm gerektiriyor. Uzmanlar, kira düzenlemeleri, sosyal konut projeleri ve fiyat denetim mekanizmalarının devreye alınmasının şart olduğunu vurguluyor.
Barınma krizinin daha da derinleşmemesi için hükümet ve yerel yönetimlerin kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli ve sürdürülebilir politikalar üretmesi gerektiği belirtiliyor.