Ülkemizde HIV pozitif kişi sayısının 45 bin 835’e ulaştığını kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, AIDS vakalarının ise 2 bin 438 olduğunu söyledi. Yılmaz, "HIV ve AIDS vakalarının yüzde 81,8’i erkeklerden, yüzde 18,2’si ise kadınlardan oluşuyor. Vakalar, en fazla 25-29 ve 30-34 yaş gruplarında görülmektedir" dedi.
HIV ve AIDS'in Tarihçesi ve Yayılımı
HIV’in ilk olarak 1981 yılında Amerika’da raporlandığını hatırlatan Prof. Dr. Yılmaz, o dönemde erkeklerle seks yapan erkekler arasında görülen gizemli enfeksiyonların ölümlerle sonuçlanmaya başlamasının ardından konuya dikkat çekildiğini söyledi. 1983 yılında virüsün nasıl bulaştığı tespit edilirken, 1986 yılında HIV virüsü tanımlanarak tedaviye yönelik ilk ilaçlar kullanılmaya başlandı. 1996 yılında ise HIV virüsünün çoğalmasını engelleyen ilaçlar tedavi protokollerine dahil edildi.
Yılmaz, 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nün, HIV ile yaşayan kişilerin mücadelesine ve kayıplarına dikkat çekmek amacıyla 1988 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilan edildiğini belirtti.
Ülkemizde Artan Vakalar ve Bulaşma Yolları
Prof. Dr. Yılmaz, 1985 yılından 7 Kasım 2024 tarihine kadar Türkiye’de HIV pozitif tespiti yapılan 45 bin 835 kişi bulunduğunu, bunlardan 2 bin 438’inin ise AIDS hastalığına dönüştüğünü belirtti. Yılmaz, vakaların büyük bir kısmının cinsel ilişki yoluyla bulaştığını, bunun da toplam vakaların yüzde 94,4’ünü oluşturduğunu vurguladı. HIV’in diğer bulaşma yolları ise damar içi madde kullanımı ve anneden bebeğe geçiş olarak sıralanıyor. Yılmaz, 2024 yılının başından itibaren bildirilen vaka sayısının hızla arttığını, bu artışın dünya genelindeki trendle paralel olduğunu ifade etti.
HIV Tedavisi ve Farkındalık
HIV’in tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, tedaviye erken başlanması ve düzenli kullanımının AIDS gelişimini engellediğini söyledi. HIV’in, korunmasız cinsel ilişki ve iğne, enjektör gibi malzemelerin ortak kullanımının yanı sıra gebelik sırasında anneden bebeğe bulaşabileceğini de hatırlatan Yılmaz, "HIV, sosyal davranışlarla bulaşmaz. Öpüşme, sarılma, aynı ortamda bulunma gibi günlük etkileşimler HIV’in yayılmasına neden olmaz" dedi.
Tedaviye ulaşmanın mümkün olduğunu, ancak tedavisiz bırakılan vakaların AIDS’e dönüşebileceğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, "HIV tedavisi devlet tarafından karşılanıyor, ancak bu hastalık hakkında daha fazla bilgi vermeli ve toplumda farkındalık oluşturmalıyız. Tedavi almadığı için ölen insanlar, özellikle çocuklar, bu toplumda eğitim eksikliğini gösteriyor" dedi.
AIDS ile Mücadelede Farkındalık
Prof. Dr. Yılmaz, HIV’in korkulacak bir hastalık olmadığını ancak AIDS’in bağışıklık sistemini zayıflatarak fırsatçı enfeksiyonlara ve kanser türlerine neden olabileceğini belirtti. 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nün, bu konuda farkındalık yaratmak için büyük önem taşıdığını ve toplumun bu hastalık hakkında daha bilinçli hale gelmesi gerektiğini vurguladı.