Trabzonspor U19 takımı, Avrupa Gençlik Ligi’nde Juventus, Atalanta ve Inter gibi İtalyan devlerini devirerek yarı finale yükseldi. Bu, Türk futbolu için gurur verici, genç yeteneklerimiz için ise tarihi bir başarı. Genç futbolcuların azmi, teknik heyetin öngörülü stratejileri ve sahaya yansıyan kolektif ruh, bu zaferin temel taşları. Ancak başarı, kulüp yönetiminin altyapı politikalarına dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Emek, Vizyon ve Gençlik Aşkı
Trabzonspor’un gençleri, Avrupa’da Türk futbolunun bayrağını dalgalandırırken, altyapının ne denli değerli hazine olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu takım, sadece futbolcuların değil, antrenörlerin, analistlerin ve tüm teknik ekibin emeğinin ürünü. Özellikle eleme turlarında sergilenen taktik disiplin ve özgüven, Türkiye’de gençlik futbolunun ulaşabileceği seviyeyi gösterdi. Peki bu başarı, kulübün altyapı politikalarıyla ne kadar uyumlu?
Yönetimin Savunması ve Poyraz Efe Paradoksu
Ne yazık ki, başarı sonrası yönetimden gelen açıklamalar, bu zaferi “altyapının sürekliliği” ile savunmaya çalışan bir dil içeriyor. Oysa gerçekler, bu söylemlerle çelişiyor. En çarpıcı örnek; takımın en kritik hücum silahlarından Poyraz Efe’nin Ümraniyespor’a kiralanması.
Poyraz Efe gibi bir yeteneğin, Avrupa Gençlik Ligi’nde yarı final oynayan ekipten, alt ligde mücadele eden bir takıma gönderilmesi, “futbol aklı” ile açıklanabilir mi? Eğer yönetim bu başarıyı öngörebilseydi, Poyraz’ı kadroda tutarak hem A takımda deneyim kazandırabilir hem de gençlerin Avrupa’daki mücadelesine katkı sağlayabilirdi. Bu karar, ne sportif ne de stratejik anlamda tutarlı.
Kısa Vadeli Bakış, Uzun Vadeli Kayıplar
Sorun sadece bir oyuncunun kiralanması değil. Bu tavır, altyapıya dair vizyon eksikliğinin göstergesi. Genç yetenekler, ancak doğru planlama ve uzun vadeli perspektifle değer kazanır. Kulüpler, genç oyuncularını “hemen sonuç almak” için değil, “büyük resmi” görerek yetiştirmeli. Poyraz Efe’nin durumu, tam da bu noktada yönetimin “anlık” kararlarının, gençliğin potansiyelini nasıl köreltebileceğinin kanıtı.
Avrupa’da yarı final oynayan takımın oyuncusu, neden kendi kulübünün A takımında şans bulamıyor? Bu soru, gençlere olan güveni de sorgulatıyor.
Söylem Değil, Eylem Zamanı
Trabzonspor U19’un başarısı, yönetim için “kuru övünç kaynağı” değil, aynı zamanda “uyanış çağrısı” olmalı. Altyapıyı övmek yetmez; ona gerçek anlamda yatırım yapmak, gençleri A takımla bütünleştirmek ve onlara güvenmek gerekir. Salzburg maçı öncesi gençlerin coşkusu, yarınların umudu. Ancak bu umut, doğru adımlarla süreklilik kazanabilir.
Futbolda başarı, “bugün” ile “yarın” arasında kurulan dengeyle gelir. Trabzonspor yönetimi, bu dengeyi kuramazsa, tarihi fırsatlar kaçmaya devam edecek.
Gençler sahada zafer için koşarken, yönetim ofiste “neyi yanlış yaptık?” diye düşünmemeli.