31 Mart 2024 seçimlerinde 47 yıl aradan sonra ilk kez birinci parti gelen CHP, Türk insanının teveccühünü kazanırken izlediği ılımlı siyaset ile de milyonlara dokunmayı başarmıştı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in önce 13 yıllık genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu karşısında aldığı zaferin ardından 23 yıl aradan sonra AK Parti karşısında elde ettiği tarihi başarıyı korumaya çalışırken son zamanlardaki sert çıkışı başarıya gölge düşürme riski oluşturuyor.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra ağır bir yara alan CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in sert açıklamaları, halkı sokağa davet etmesi ve son olarak da halkı alış-veriş boykotuna çağırması bana göre aldığı o tarihi başarılara gölge düşürürken halkın sevdiği ılımlı siyaset çizgisinin dışına çıkması olumsuz etki yaratıyor.

CHP yıllar sonra iyi bir çıkış yakalamasının en önemli sebebi Özgür Özel’in ılımlı siyaset izlemesi, CHP ve AK Parti’nin ilişkilerinin bozuk olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp bayramlaşması, hakeza MHP Genel Başkanı Bahçeli ile de sıcak diyaloğa girmesi onu yukarıya taşıyan önemli etkenlerden bazılarıdır.

Elbette muhalefet görevini yapacaktır. Ancak muhalefet ülke ve millet çıkarlarının menfaatine yönelik yapıldığında halkın nazarında daha çok takdir gören, genel başkanın da daha çok itibar gördüğü bir gerçektir.

Elbette vatandaşı sokağa sonra da alış-veriş boykotuna davet edip ve bu durum karşılık görmeyecekse hiç o topa girilmemeli. Nasıl karnını doyuramayacağın yerde açılığını belli ettirmeyeceksen bir siyasi partinin hele hele birinci partinin genel başkanının yaptığı çağrı havada kalmamalı.

Amacına ulaştığında artı yazar, aksi durumda ise eksidir.

2 Nisan boykot çağrısına vatandaş itibar göstermemişse hatta aksine bir önceki güne nazaran daha fazla alış-veriş yapılmışsa bu çağrıyı yapanın aleyhindedir.

Yani siyasi kayıp demektir.

Özgür Özel’in genel başkanlığa geldiği ilk günlerde izlediği ve mükâfatını 31 Mart’ta aldığı politikayı izleseydi bana göre üstüne koymaya devam ederdi.

Elbette İmamoğlu’nun görevden alınması ve İstanbul’daki CHP’li belediyelere kayyum atanmasının verdiği bir gerginlik, bir agresiflik vardır ancak liderlik kriz dönemlerini iyi yönetmektir düşüncesinden hareketle Özgür Özel daha etkileyici çıkışlar yapabilirdi.

Yani sakin durup ve net vuruşlarla, nalına da mıhına da vurgu yaparak vatandaşın haklı tepkisini yanına çekebilirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti hepimizindir.

AK Partilinin, CHP’linin, MHP’linin hatta tüm siyasi görüşlere sahip insanların ortak değeridir, devletidir. Söz konusu devlet olduğunda hiçbir siyasi çıkar ve amaç düşünülmeksizin ülkenin menfaati doğrultusunda hepimizin birleşebilmenin gereğidir.

Tabi ki Özgür Özel’i de anlamak gerek.

Partisine ve belediye başkanlarına yönelik soruşturmaların sürdürüldüğü bir dönemde sakin durmasını bekleyemeyiz ama sokağa davet, boykot çağrıları gibi ülkenin huzur ve refahı, ekonomik durumuza zeval getirebilecek davranışlarda hassasiyetle yaklaşılmalı.

6 Nisan’da olağanüstü genel kurultayın verdiği başka bir gerginlik de var üzerinde.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olacağı söylentileri devam ederken parti içerisindeki bir grubun hatta delegelerin birçoğu ön seçimde Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkan Ekrem İmamoğlu’nun bile kurultaydan aday çıkması söylentileri kendisini geriyordur elbette.

Ama dediğim gibi bir genel başkan kriz süreçlerini iyi yönettiği sürece başarılı olur.

Özgür Özel hafta sonu yapılacak olağanüstü genel kuruldan güçlü bir genel başkan olarak çıkmak istiyorsa daha sakin ama etkin davranmalı.