Takvime bakılırsa geldi çattı. Hem de en hızlısından… Bir sonraki yazımız yeni yılda inşallah. 4 Ocak 2025...
“Yeni yıl” olayının içinde neler neler var?
En başta “yaş” var, bu kesin.
“Eeee, bir yaş daha aldık!.”
Buna niçin şaşırıyoruz ki?
365 günü yaşamışız işte…
Ülkemizin okuma hızı ortalaması dikkate alınırsa iki dakikada ancak sayabiliyoruz.
İkinci sırada ise “mutfak”…
“Yangın var” diyenler mi ararsın?
Olayı dolar bazında açıklamak isteyenler mi?
Durumu konjonktüre bağlayanlar da var.
Savaşlar, cepheleşmeler…
Fakat genel kabul ortada...
On yıl önceki masalar, binbir gece masalları gibiymiş de şimdi haberimiz oluyor.
Üçüncü sırada hayaller…
Hayaller ev ve araba…
Gerçekler kira ve toplu taşıma…
Belli bir süre daha bu böyle devam edecek gibi…
Dördüncü sıraya da ne yazarsan yaz, uyar.
***
2025’e oldukça endişeli, buruk, hüzünlü girdiğimiz doğrudur çünkü dünyanın çivisi çıktı.
Yaşadığımız coğrafya kuzeyden ve güneyden tutuşturulmuş.
Doğudan ve batıdan da postal sesleri geliyor.
Bu arada iyi senaryolar, kötü senaryolar havada uçuşuyor.
Yüz yıl sonra bugünleri yazanlar ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkış sebepleri arasında hemen hepsini canlı canlı yaşadığımız olayları da sıralayacaklar mutlaka.
***
Karikatür çizseydim “mutsuz dünya” gibi bir şey olurdu.
Son mutluluk da alıp başını gidiyor.
Kaldık mı psikolarla, vandallarla baş başa?
Kana doymayanlarla…
Nasılsa kimselerin karşı çıktığı yok.
İste isteyebildiğin kadar.
“İki kutuplu dünyayı çok arayacağız” derken...
“Büyük Tehlike” adım adım yaklaşıyor.
Savaş Orta Doğu’da devam ediyor fakat kıyamet Çin Denizinde kopacak gibi…
***
Yıllar önceydi…
Yıllar önce dediysek, 2000’e girmek üzere olduğumuz günler…
Başka bir şeydi o…
Üçüncü Milenyumun eşiğindeydik.
Biz şanslıydık çünkü en yakın milenyumu görmek için insanların bin yıl daha yaşamaları gerekiyordu.
Bi uyansak 2000
Uyanmasak değil sanki
Uyandık ki 2000…
Önceki yeni yıllardan hiçbir farkı yok.
Fakat işin ilginç yanı hangi milenyumda olduğumuz kimsenin umurunda değil şimdi.
***
Biz yine de güzel dileklerle girelim 2025’e…
Nasıl olacaksa öyle temizlenelim.
Kendi kendimize söz verelim.
Daha güzel bir dünya imkânsız ama biz yine de isteyelim.
Artılarımızı eksilerimizi gözden geçirelim, kârda mıyız yoksa zararda mı çek edelim.
“Türkiye’yi kurtarmak” iyi fikir fakat biz yine de evimizi, mahallemizi ihmal etmeyelim.
Yanı başımızda kan gövdeyi götürürken bu yılbaşı akşamını sıradan bir akşama çevirelim.
Çeyreğini görenlere, yarımına ve tamamına ersinler diye mutluluklar dileyelim.