Japonya denildiğinde akla sadece gelişmiş teknoloji, düzenli şehirler ya da disiplinli insanlar gelmez.
Aynı zamanda dürüstlük, erdem ve etik değerlerin toplumun ne kadar güçlü şekilde işlendiğine dikkat çeken bir ülkedir.
Bu kültürel anlayışın en öykünme örneklerinden biri, Tokyo'da yaşanan taksi şoförü hikâyesidir.
Japonya’nın başkenti Tokyo’da bir adam bir yere gitmek için taksiye binmiş.
Dil engeli nedeniyle sadece gidebileceği yerin adını zar zor söyleyebilmiş.
Taksi şoförü bunu anladı ve başını sallayarak tamam anladım diyerek onaylamış.
Ve Japon kültürüne uygun bir şekilde kapıyı nazikçe açarak yolcunun binmesini sağlamış.
Yola çıkmışlar
Yol boyuna yolcu garip bir şey fark etmiş.
Taksi şoförü önce taksimetreyi açmış bir süre sonra kapatmış ve ardından tekrar açmış.
Yolcu, şaşkınlık içerisinde bir şey söylemeden sadece izlemekle yetinmiş
Varış noktasına ulaştığında şoföre şu soruyu işaret diliyle yine güçlükle sorabilmiş.
Önce taksimetreyi açıp bir süre sonra kapatıp sonra tekrar açma sebebini sormuş.
Bu soruya taksi şoförü sakin bir şekilde şu yanıtı vermiş,
“Yanlış bir dönüş yaptım ve yan yola girmeyi kaçırdım, bir sonraki dönüş uzaktaydı ve gereğinden yaklaşık 2 kilometre fazla yol kat ettik. Hata benimdi. Bu yüzden taksimetreyi kapattım. Kendi hatam yüzünden sizden fazla ücret alamazdım. “
Olağan üstü bir dürüstlük ve erdemlik örneği olan bu davranış Japon kültürüne derinlemesine işlemiş etik anlayışını ve görev bilincini yansıtıyor
Dil engeli yolucusunu saygıyla araca davet eden ve yolculuklar sırasında yaptığı kusursuz fark edip dürüstçe bedelini kendisi ödeyen bir taksi şoförü.
Bu olay, Japon toplumunda uyumluluğun yalnızca bir erdem değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline geldiğini biliyor musunuz?
Bugün dünya çapında birçok ülkede güven sorunları yaşanırken, Japon toplumundaki bu bilinç, gerçekleştirilecek olan güvenini sağlam temellere oturtmaktadır.
İş dünyasının günlük yaşamına kadar her alanda görülen bu etik anlayış, Japonya'nın neden ekonomik ve toplumsal kültür yansımasına bir örnektir.
Bir taksi şoförünün yaptığı bu basit ama onurlu hareket, aslında büyük bir toplumsal değerin anlamlılığıdır.
O, yalnızca bireysel bir dürüstlük örneği sergilemedi; aynı zamanda temsil ettiği değerlerin bir yabancıya olduğunu gösterdi.
Bu olay, Japonya'nın yapısal doğruluğunu, hesap verebilirliğini ve sorumluluğunun ne kadar içselleştiğini gösterdi.
Peki, bu olaydan biz ne öğreniyoruz?
Toplumlar, bir yaraya parmak basıyor.
Bu hikâye de, küçük gibi görünen bir hareketin aslında büyük bir fark yaratabileceği gösteriliyor.
Bir toplumun ilerlemesi için büyük reformlardan önce, bireysel sorumlulukların özelliklerini varmamız gerekiyor.
Japonya taksi şoförlüğünün yaptığı gibi, hatalarımızın bedelini ödemek yerine bunları üstlenmeyi öğrenmeliyiz.
İşte o zaman, geleceğimizi daha sağlam temellere oturtmuş oluruz.
Ve o Japonya’da dikkatimi çeken başka bir olay da çok etkiledi beni.
Tokyo’daki minareli camide Ramazan Bayramı cemaatin kalabalığından dolayı 3 defa kılınmış.
Dünyada, Türkleri en çok seven ülkeler arasında da ikinci sırada yer almaları aslında bunun bir ifadesidir.
Teşekkürler Japonya, teşekkürler insanlık.