Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

Yorulmuşsundur;

Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını

Ne gül suyum ne gümüş leğenim var,

Susamışsındır;

Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim,

Acıkmışsındır;

Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam

Memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin

Ayağını bastın odama

Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi

Güldün,

Güller açıldı penceremin demirlerinde.

Ağladın,

Avuçlarıma döküldü inciler

Gönlüm gibi zengin

Hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.

Böyle anlatıyor sevdiği kadını Nazım Hikmet Ran

Ne de güzel dökmüş satırlarına

Sadece 20 satırla özetledi sevdiği kadını

Aslında içinde yaşadığı duyguların beyaz kâğıda dökülmesiydi ı bu

Başka bir şey yazdıramazdı bunu zaten

Nâzım Hikmet, kalemiyle aşkı, hasreti ve mücadeleyi en güzel anlatan şairlerimizden biridir.

Ancak onun dizelerinde sadece bir sevgiliye karşı özlem değil, bir ülkenin yaralı vicdanı da saklıdır.

Kadına yönelik hoyratlığı, sevgisizliği ve unutuluşu görüldükçe, geçmişten bir ses gibi yankılanır onun sözleri.

Bu ülkelerde, kadın olmak çoğu zaman çileyle eşdeğer tutulmuş, acının ve fedakârlığın diğer adı gibi görülüyordu.

Nâzım Hikmet ise bu ezberi bozup, kadının güzelliğini yalnızca bedeninde ya da gözlerinde değil,

Direncinde, varoluşunda, sevgisinde arar.

Gülüşüne güller açtıran, gözyaşlarıyla incilerle döktüren kadına hayranlığını dile getirir.

Sadece bir aşk şiiri onun kaleminden dökülenler değildir; aynı zamanda bir saygı duruşudur, bir vicdan muhasebesidir.

Ne yazık ki, bugün bu topraklarda kadın hayatta kalmak zor.

Şiddet, baskı ve eşitsizlik, kadınların hayatına gölge düşürmeye devam ediyor.

Ancak şairlerin mısraları hayatta kalmayı umut ediyor.

Onun şiirlerinde, kadınlar yalnızca kadın değil, sevilen, yalnızca fedakâr değil, değer gören, yalnızca anne değil, birey olarak varoluştur.

Bu ülkelerde kadınlar katlediliyor, eziliyor, şiddete maruz kalıyor, hor görülüyor, sesi kısılıyor.

Her yıl yüzlerce kadın cinayeti işleniyor.

Ve her alanda ne yazık ki malzeme olarak kullanılıyor.

Nazım Hikmet’in yıllar önce yazdığı bu şiirde kadınlara verilmesi gereken değeri anlatmaya çalışsa da, mısralara dökse de maalesef sadece şiirde kaldı her şey

Bu şiirde bu ülkenin en karanlık anlarında bile ışık tutabilmelidir.

Umuyorum, şiirin mısralarında anlatılan değeri bir gün görür bu dünya

Kadının kıymeti gerçekten görmek, bir şeyleri değiştirebilmenin bir adımı olur umarım.

Çünkü başka türlü, bu utancın içinde kaybolup gideceğiz.