“AK Parti’de neler oluyor” başlıklı yazımla ilgili olarak bir hayli arayanlar oldu.
Mesaj gönderenler de.
Arayan isimlerden birisi de yazımın içinde adı geçen Trabzon AK Parti eski Milletvekili Salih Cora’ydı.
Cora, kendisi ile ilgili değerlendirmelere katılmadığını ifade ederken Trabzon İl Başkanlığı gibi bir düşüncesinin olmadığını, genel merkez nezdinde de bu yönde hiçbir çalışma içerisine girmediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti’de önemli görevler üstlendiğini, milletvekilliği gibi ulvi değere kavuştuğunu ifade eden Salih Cora şunları söyledi:
“Herkesin çok iyi bilmesi gerekir ki benim ne Ortahisar Belediye Başkan adaylığı ve ne de AK Parti Trabzon İl Başkanlığı gibi bir göreve gelebilmek için bir çalışmam olmamıştır. Ne genel merkez düzeyinde ne de parti içinde böyle bir girişimde de bulunmadım. Ben AK Parti ile milletvekilliği gibi ve birçok kutsal görevler yapmış bir insanım. Birinin ayağını kaydırıp veya birinin koltuğuna gelebilmek gibi bir çalışmam hiçbir zaman olmamıştır, olmaz da.”
AK Parti Trabzon İl Başkanlığı ile ilgili kamuoyunda konuşulanlarla ilgili olarak da Cora, “Cumhurbaşkanımız, liderimiz Recep Tayyip Erdoğan veya parti genel merkezi bana sana şurada ihtiyacımız var demedikten sonra hiçbir göreve talip olmam söz konusu değildir” diyen Salih Cora, “Milletvekilliği görevimin bitmesinden sonra hiçbir göreve de talip olmadım, olmam da. Ancak genel merkez ve Cumhurbaşkanımız Salih gel ihtiyacımız var derse onu da görev addederim” şeklinde konuştu.
Cora’nın Trabzon İl Başkanlığı için kendisinin bir talebi yok. Ancak Trabzon'da Salih Cora'nın il başkanlığında, AK Parti’nin harekete geçeceği yönünde kendisine güvenen bir çok insan var ve onların da bu yönde talepleri var, bunu da buradan belirtelim.
Gelelim asıl meseleye
Bilindiği gibi 7 Ocak’ta yapılması gereken AK Parti Ortahisar İlçe Başkanlığı kongresi bir hafta sonrasına 14 Aralık tarihine ertelenmişti.
AK Parti Genel Merkezi Dr. Seyit Hisoğlu üzerinde antak kalmış ve kendisine “Git yönetimini oluştur kongreni yap” denmişti.
Hisoğlu bu görevi Ortahisar İlçe Başkanlığı görevi kendisine verilmiş gibi gördü. Fakat İlçe Başkanlığı görevinden alınan Selahaddin Çebi’nin yönetimlerinde görev almış Ortahisar belediye Meclis Üyesi Cevat Kara’nın aday olmasıyla işlerin karmaşık bir hal aldığı görüldü.
Cevat Kara’nın adaylığını açıklamasından sonra AK Parti Genel Merkezi’nin tek listede diretmesi ve kendisini ikna çalışmaları da Kara’yı bu kararından vazgeçiremedi.
Cevat Kara geri adım atmayınca yani daha doğrusu adaylıktan geri çekilmeyince Genel Merkezin adayı Dr. Seyit Hisoğlu’nun da seçilememe riski oluşmuş gibi görünse de asıl mesele il başkanlığı seçiminde oy kullanacak delegeler konusunda Ortahisar’a gelecek olan başkanın önemi idi. Kara gelirse Sezgin Mumcu’nun seçilme şansı da kalmıyordu.
Seyit Hisoğlu yeni yüzdür, güzel yüzdür. Muhtemelen Dr. Seyit Hisoğlu atama ile göreve getirilecek.
Seçime girmekten kaçındığını da sanmıyorum ama birilerinin kendi siyasi geleceği uğruna durumu dizayn etme çabası bana göre parti içi demokrasiye de aykırıdır.
Yani 5 Ocak’ta yapılacak il başkanlığı seçimlerinde Ortahisar’ın mevcut 198 delegesi oy kullanamayacak,
Mevcut Ortahisar delegesi her ne kadar İl Başkanı Sezgin Mumcu için risk teşkil etse de sonuçta partinin kuruluşunda yer alan ve bu güne kadar delege kalan isimlerin liste dışı bırakılması da elbette mümkün olamayacaktır.
Bu sebepten dolayı kongrenin iptal edilmesinden İl Başkanı Sezgin Mumcu ve ekibi sorumlu tutuluyor.
Seçimin gerçekleşmesi halinde Cevat Kara’nın kazanma ihtimalinin yüksek olduğu ve böyle bir durumda da İl başkanlığında da yenilenmenin kaçınılmaz olacağı endişesi yaşandı.
Kongrenin iptaline yönelik hem partide üst düzey görevlerde bulunan hem de tabanda tepki çekmedi değil.
Ortahisar İlçe kongresi pekâlâ çift liste halinde gerçekleştirilebilirdi.
Parti içi demokrasi de bunu gerektirir. AK Parti 31 Mart seçim yenilgisinden sonra kongre sürecini başlatıp kendini yenilemek istiyorsa aynı hatalara düşmeyip parti içi demokrasiyi tesis etmeli ki amacına ulaşabilsin. Yoksa 31 Mart öncesinden farkı kalmaz.
Adında ve misyonunda adalet olan AK Parti’nin içinde de adalet sağlanmalı!